untitled on Flickr.
Diana F+ | Beşiktaş
Yeğenim büyüyünce üstünde milyonlarca deney yapacağım.
Farem benim!
Geçen hafta sonu Duygu geldi ve yüzüne hasret kaldığım insanları bir araya toplayıverdi.
Komşum sarı bereli Yaprak.
Sokağımda iz bırakan kulaklı Dilşad.
Neredeyse her gün gördüğüm Nurra (: Ah Nurra..
Ve ne zamandır kullanmadığım Diana.
Kız küçük müçük ama ciddi bi toplama yeteneği var, orda bi duralım.
Beşiktaş, Ocak ‘12
- Merkezi ısıtma sisteminden kombili evlere geçtiğimden beri ısınamıyorum.
(Neyse ki kucağa sığacak kadar portatifim. :gülümse:)
http://www.youtube.com/watch?v=yNpKgTlO_l0
- Sözel bölüm okuyup türev-integral çalışmayı seviyorum. Ablam da matematik bölümünden mezun. Kan çekiyore sanırım. [Zaten Arda da kötü değildi; onun genleri öyleydi.]
- Sayısal bir bölümün kafacığıma hiç iyi gelmeyeceğini bildiğim gibi (bkz: ergenlikte ablayı incelemek) sırf sözel bir bölümün de kafamı üteleyeceğini biliyorum. O yüzden de tek sayısal dersim matematiğe çalışıyor olabilirim. Neyse ki ikinci dönem de biyoloji alıyor olcam. Biyoloji garip bi ders. Sayısal gibim sözel gibim. Allasen bi sosyolojiden-antropolojiden sayısal yine de.
- Sayısal dersin en güzel yani ne bir de biliyor musunuz: ÇALIŞIRKEN LEYLA İLE MECNUN İZLEYEBİLİYORSUNUZ. Oha, tam bir eşit ağırlıkçıymışım.
Bir suru malin arasindan yuzyillardir istedigim splitzer cikti gecen hafta. Siparis formunu gorup surprizi kendi kendime bozdum o ayri tabii (: (Taken with Instagram at Galatasaray Meydani)
8ocak’in lomo bardakli pazar kahvaltisini geri versinler bana!!! @penetre (Taken with Instagram at Galatasaray Meydani)
Yarına sevgilinin sürprizi; Russian Red konseri, klasik cuma gecesi güzellikleri.
Cumartesiye de burdan ‘birileri’, birisine sürpriz, OLAYLAR OLAYLAR.
şurdan bakınca çok şenlikli bir hafta sonuna düşmüşüm gibi geliyor. şimdi gidip ders çalışayım.
sene başında hop diye fotoğraf kulübünün yönetim kuruluna alındığımda ‘eneee’ demiştim. ama bir dönem boyunca ‘ene’lik hiçbir şey olmadı neredeyse. cv’me yazdım ama bak o iyi oldu.
neyse efendim, ben burda lomo momo derken diana’sı olan dördüncü sınıfım h. ile tanıştım. kulübün sana kattığı en iyi şey ne diye sorsalar h. derim. bahçeşehir’de okuyan insan demek genelde beşiktaş’ta oturan insan demek. evet, h. de benim komşum. ois’e girdim ve gördüklerimle daraldım. daraldım. daraldım. aradım ‘çay?’ dedim.
geçen hafta oliver’ın psikoloji dersinde oliver’ın suratına bakıp ‘bunlar ne işe yarayacak’ dedim içimden. ‘hani senin bi işine yaramadı özde’ dedim. uzun zamandır düşündüğüm şeyleri o ders kendime söyleyivermiştim. dönemin son psikoloji dersinde. o an üzerinde yol aldığım patika silinmiş ben yönsüz yönsüz yürüyormuşum gibi hissettim.
işte not ortalaması tavan yapmış, başarılı psikolog adayı asistan h. konuşunca ne kadar saçmaladığımı anladım. oysa o düşüncelerimin hiçbirini bilmiyordu. oysa biz psikoloji konuşmak için buluşmamıştık.
gaz alabilme huyum hiç olmadığı halde h. bana bölüm konusunda çok ama çok gaz veriyor. eve gelip sıkılarak çalışmıyorum, eve gelip yüzümde gülümsemeyle çalışıyorum. çalıştığım şeye inanıyorum. çünkü karşımdaki insan bunları daha önce yapmış ve sonucunu almış bir insan. karşımda çalışırsam 4 yıl sonra ne olabileceğim canlı canlı duruyor.
ve bugünkü en güzel tespitim de şu; bir insana ne olamayacağını değil, ne olabileceğini gösterin. bi de “vespa’n olacak” gibi şeyler söyleyip onun yerine hayal kurun. gülücük.
“Sadece gitme kal demeni istedim.”
Tüm sezonu izleyince bu sahne çok daha anlamlı geliyor.